Şu kocaman dünyada herkes kendine bir yer bulmaya çalışıyor. Kimisinin evi bildiği kişi sevdiği, kimisinin ailesi yahut arkadaşları. Herkesin yuva bellediği yer belli. Bense kapı dışarı mı kalmıştım yoksa hala ''eve'' mi varamamıştım?
Kimseye bahsedemediğim bu ''ev'' hissinini tatmadan daha çok özlüyorum. Hiç anaç bir insan da değilimdir ama insanın huzurlu bir yuva uğruna gerçekten tüm malvarlığını feda edebileceğini hissediyorum. Hayatın anlamı eğlenip tadını çıkarmanın yanı sıra bence büyük oranda bu. Eksik sofralar, buruk gülüşler, küçük olaylara karşı büyük kavgalar... Bunların olmadığı bir ev istiyorum. Her günün dünyada tek o günümüz varmış gibi dolu dolu, sevgi ve birliktelikle olduğu bir ev. Tartışmaların büyümediği bir ev. Yuva dediğimizin bir çatı iki pencereden çok bunun olduğunu biliyorum. Görebiliyorum ve istiyorum.
Tüm ailenin bir sofrada toplandığı, kahkahaların havada yankılandığı bir an istiyorum. Sırtımı yasladığımda 'sen yorulunca yükünü ben taşırım' diyen o vefalı sandalyeleri ve o sandalyelere ruh katan insanları istiyorum. Bir evi düzerken eşyalara değil kiminle alındığına anlam yüklemek istiyorum. Buysa eksiğim tamamlandığında nasıl mutlu olurum tahmin bile edemiyorum.
Bir şarkıya birlikte eşlik eden o çift nasıl görünürdü mesela? Merak ediyorum. Sanki notalar aralarında görünmez bir köprü kurmuş, kelimeler dillerinden değil de ruhlarından dökülüyor gibi. Birinin sesi yorulsa diğeri devralıyor melodiyi, tıpkı hayatın yükünü paylaştıkları gibi...
Bayıldım.
YanıtlaSilDuygulandım.Hayatımızda hep yarım kalan yaşamak istediğimiz yaşayamadığımız isteklerimiz olmuştur.Hayatın her anını paylaşacağımız vefalı insanlar olsun hayatımızda.
YanıtlaSilharikaaaaa melisaaaa
YanıtlaSilHarika kalemine sağlık bayildimmmmm
YanıtlaSilMuhteşem. Yüreğine, kalemine sağlık...
YanıtlaSil