12 Mart 2026 Perşembe

insan bununla mı yaşar?

 "Bir 'ah' arşı titretir," diyorlar. Sahi, bu doğru mu? Yoksa ben yalnızca insan aklı ve egosuyla mı düşünüyorum, bilmiyorum. Canımı acıtanın canının acımasını izlemek istiyorum. Muhtemelen birileri de benim canımın yanışını izlemek istiyordur. Oysa ne kadar bencilce, ne kadar kontrolcü bir hareket, değil mi? Akışa güvenmemek, sürekli bir şeylerin kendi isteği üzerine olmasını istemek, üzüntüden mutlu olmak...

İnsan bununla mı yaşar ya da gerçekten bununla mı doğar? Yoksa bizler bu kötü dünyanın bir sonucu olarak mı böyle olduk? Milyon tane soru dolanıp duruyor zihnimde. Şimdilerde en büyük düşmanlarımızın, bir zamanlar en samimi olduğumuz kişiler olduğu gerçeği içimde bir ateş yakıyor sanki. Kabullenmek istemiyor gibiyim ama en çok da ben yapıyorum bunu.

İnsan, daha kabullenemediği şeyi nasıl uygular ki? Bu nasıl çark, bu nasıl devran böyle? Bir zamanlar sarılıp, "Her şey geçecek, ben varım," dediğim kişinin nasıl şimdi acıdan kıvranmasını isteyebilirim? Hani dayanamıyorduk?

Zihnim sustuğunda fark ettim; aynı kişi olarak kalmadığı içindi bu öfkem. O artık korumak istediğim o insan değildi. Şimdi bir 'ah' arşı titretir mi bilmem ama benim içimdeki o eski 'biz'i yerle bir ettiği kesin. Belki de en büyük intikam, onun acısını izlemek değil, onun artık benim için bir 'hiç' olduğunu fark ettiğim o sessiz andır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

nisan soğuğu.

 İnsan hiç Nisan ayında üşür mü?  Ellerim sanki buz kesmiş gibiydi. Midemde iğrenç bir bulantı, gözlerimden süzülen yaşlar. Etrafa bakıyorum...